• Bekir S. Gür

Updated: Mar 1, 2020

Dr. Bekir S. Gür • Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

2016 yılının sonuna doğru eğitim yeniden gündeme geldi. Bunun nedeni, Kasım sonunda TIMSS 2015 sonuçlarının, Aralık başında ise PISA 2015 sonuçlarının açıklanması. PISA 2015 sonuçlarına göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında bir önceki sınava göre puanını en çok düşüren ülkelerden biri olunca, Türkiye’nin TIMSS 2015 sonuçları gölgede kaldı.

Uluslararası öğrenci başarısını değerlendirme çalışmaları, özellikle yıllar içerindeki değişimi göstermesi itibariyle, Türkiye için muazzam bir izleme ve değerlendirme fırsatı sunuyorlar. Son zamanlarda başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere hemen herkes eğitimden şikâyetçidir. Eğitimden yaygın bir memnuniyetsizlik söz konusu olduğu ve muhtemelen kapsamlı bir takım değişiklikler bizi beklediği için, eğitimi iyileştirme adına neler yapılması gerektiği konusunda söz konusu uluslararası değerlendirmelere bakmakta fayda var.

TOPTANCILIĞA HAYIR!

AK Parti döneminde eğitimin kalitesinin tümden kötüleştiği yönünde yaygın bir söylem var. 6 Aralık 2016 günü PISA sonuçlarının açıklanması ve Türkiye’nin matematik, fen ve okuma puanlarının keskin bir şekilde düşmesi, bu söylemi daha da güçlendirdi. Ancak, bu tür toptancı değerlendirmeler, sorunları açığa çıkarmaktan ziyade, bir tür yaftalama ve dolayısıyla sorunları örtmeye dönüşmüş durumda.

Toptancı değerlendirmeleri aşmak için söz konusu uluslararası değerlendirmeleri ve neleri ölçtüğünü çok iyi incelemeliyiz. TIMSS, 4. ve 8. sınıf matematik ve fen alanında genel olarak müfredatta yer alan bilgi ve becerileri ölçüyor. Türkiye 8. sınıf düzeyinde, 1999, 2007, 2011 ve 2015 yıllarında bu değerlendirmeye katıldı. 4. sınıf düzeyinde ise sadece 2011 ve 2015 yıllarında katıldı. PISA ise birçok ülkede zorunlu eğitimin bittiği yaş olan 15 yaş grubu için (kısmen müfredatta da yer alan) bir takım temel bilgi ve becerilerin yanında bunların gerçek hayattaki uygulamalarını ölçmeyi amaçlıyor. Türkiye, PISA’ya 2003, 2006, 2009, 2012 ve 2015 yıllarında katıldı.

Son olarak hem TIMSS 2015 hem de PISA 2015 sonuçları artık elimizde olduğu için, farklı yıllardaki eğilimleri daha kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkânımız var. Buna göre, TIMSS 2015 sonuçları, Türkiye’nin hem 4. sınıf hem de 8. sınıf düzeyinde matematik ve fen puanlarını 2011 yılına göre artırdığını göstermektedir. Hatta TIMSS 2015 sonuçlarına göre, Türkiye 8. sınıf fen düzeyinde tarihinde ilk defa uluslararası ortalama bandını yakalamıştır.

Öte yandan, PISA 2003-2012 arasında fen, matematik ve okuma açısından genel olarak pozitif bir eğilim söz konusudur. Türkiye, 2003-2012 arasında hem eğitime erişimi artırdığı hem de PISA puanlarını artırdığı için uluslararası raporlarda övülmüştür. Ancak, PISA 2015 sonuçları, Türkiye’nin 2003-2012 döneminde elde etiği kazanımların önemli ölçüde geri gittiğini göstermektedir. Ancak, Türkiye 2015’de yaklaşık olarak 2003 puanlarına dönerken, 2003-2015 yılları arasında 15 yaş grubu okullaşma oranları dikkate alındığında, Türkiye’nin en dezavantajlı yaklaşık %20’lik kesimini eğitim sistemine dâhil etmiştir. Bu da azımsanmayacak bir zorluktur.

SORUN NEREDE?

Yukarıda sıralanan farklı yıllardaki farklı değerlendirmeler toplu olarak dikkate alındığında, Türkiye’nin 2007-2015 arasında TIMSS’te ve PISA 2003-2012 arasında puanlarını artırırken, 2012-2015 arasında PISA’da puanlarını düşürmesinin nedenleri üzerine eğilmek gerekiyor. Görebildiğim kadarıyla sorunun kaynağını kestirmeden ifade etmeye çalışayım.

TIMSS hem 4. sınıfta hem de 8. sınıfta pozitif bir eğilime işaret ediyor; yani 2011-2015 arasında ilköğretime has özel bir sorun görünmüyor. PISA ise 15 yaş grubunu ölçtüğü için ağırlıklı olarak lise 1 ve lise 2 öğrencileri değerlendirmeye katılıyor. Dahası, TIMSS ve PISA teorik olarak farklı şeyleri ölçtüğünü iddia etse de, temel bilgi ve becerileri ölçme açısından sonuçları birbiriyle oldukça benzeşiyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin aynı dönemde TIMSS’te pozitif bir eğilim içindeyken, PISA’da düşüş yaşamasının en makul sebebi, ortaöğretim düzeyine ilişkin görünmektedir.

O zaman makul soru şudur: Türkiye’de 2012-2015 arasında 15 yaş grubunu etkileyen ne tür ortaöğretim politika değişiklikleri söz konusudur?

2010 yılında başlayan genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülme süreci, 2012’den itibaren hızlanmış ve 2013-2014 yılında tamamlanmıştır. Benzer şekilde, 2014 sonrasında fen ve sosyal bilimler liselerinin sayısı hızla artmıştır. Ayrıca, 2014 yılından itibaren uygulanan TEOG yerleştirmeleriyle birlikte, Türkiye’deki bütün öğrenciler TEOG puanları temelinde liselere sıralanarak yerleştirilmiştir. Bir başka ifadeyle, Türkiye’deki bütün liseler en başarılıdan en başarısıza doğru sıralanmaya başlanmıştır.

Türkiye PISA 2015 sonuçlarındaki başarısızlığın kökeni, ortaöğretim sisteminde son yıllarda yapılan bu değişikliklerde aranmalıdır.

Yeni Şafak, 10 Aralık 2016

#PISA #Ortaöğretim #OECD #MEB #AKParti #TIMSS #KademelerArasıGeçiş #OrtaöğretimeGeçiş #eğitimpolitikaları

Updated: Mar 20, 2020



Özel Haber: Kenan Butakın

Türkiye’nin, OECD kapsamındaki Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sınavında yaşadığı düşüş, eğitim sistemini yeniden tartışmaya açtı. 2015 yılını kapsayan sınavda, 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin matematik, fen bilimleri ve okumada önemli sıra kayıpları yaşaması eğitim uzmanları tarafından da kaygıyla karşılandı.


OECD Yatırım Bölümü eski başyöneticisi olan ve merkezi Londra’da bulunan Global Resources Partnership şirketinin başkanı Mehmet Öğütçü de, Karar’a konuşarak raporun büyük bir hayal kırıklığı olduğunu söyledi.

34 OECD üyesi arasında Meksika’nın önünde sondan ikinci sırada olduğumuza dikkat çeken Öğütçü, “Sayemizde OECD ortalaması hemen her alanda düşüyor. Bu yüzden zaman zaman OECD 33+Türkiye gibi kategoriler yaratılıyor. Bugün olduğu gibi geleceğin de en değerli sermayesi insana yatırımdır. Onun eğitimi, sağlığı, sosyal güvencesi, doğru yerde istihdamı ülkeyi dünya rekabet liginde üst sıralara taşımanın ön koşulu. Hem sorunlarımızın hem de çözümsüzlüklerimizin hepsinin temelinde, aklın doğru kullanılamayışı var” dedi. Yaşanan puan kaybını önlemek için önerliler getiren Öğütçü şunları söyledi: “Bu itibarla, bugününden haberdar ve geleceğe umutla bakan, uluslararası çapta, özgüveni yüksek insan yetiştiren, bilim ve teknolojiyi rehber edinen, zengin kültürel, dini ve tarihi çeşnimizden esinlenen, dış dünya ile de uyumlu bir eğitim sistemi yaratılması en öncelikli hedefler arasında olmalı. Özgür, sorgulayıcı düşünceye, tüketimden çok üretmeye, paylaşmaya, kültürel aydınlanma dönemine zemin hazırlayacak ve ortak değerlere saygıya ağırlık verecek bir eğitim zorunlu.”

Ülkemizde eğitimin, genellikle tablonun tamamına bakılmadan ve bölük pörçük söylem ve politikalarla gündeme geldiğini kaydeden Öğütçü, şöyle devam etti: “Sözgelimi, İmam Hatip Okulları ve YÖK ile ilgili son tartışmalar kapsamlı eğitim stratejisi çerçevesinde yapılmalıydı. O zaman bu iki konunun önemi daha iyi kavranabilirdi. Perakende yaklaşımlarla, ortak bir vizyon ve güçlü bir konsensüs oluşturmadan eğitime dokunmak yarardan ziyade ciddi toplumsal gerilimler yaratacaktır.”

ASIL SORUN ORTAÖĞRETİMDE

Yrd.Doç.Dr.Bekir Gür: “Geçtiğimiz hafta Uluslararası Fen ve Matematik Eğilimleri Araştırması da (TIMSS) açıklandı ve Türkiye 4 yıl öncesine göre 4 ve 8’inci sınıf düzeyinde puanını arttırdı. TIMSS’de artış yaşanırken PISA’daki düşüşün nedeni incelenmeli. PISA’da 15 yaş grubu yani lise 1 ve ağırlıklı olarak lise 2’inci sınıfların başarısı ölçüldü. Lise sisteminde bir takım sıkıntılar var. 2010’dan bu yana genel liseler kapatılıp Anadolu liseleri ve meslek liselerine dönüştürülüyor. Diğer önemli değişiklik ise TEOG sistemi. Çünkü eskiden farklı başarı gruplarından öğrenciler ortak liselere yerleştirilebiliyordu. TEOG’da ise Türkiye’deki tüm liseler artık başarısına göre öğrenci almaya başladı. Bu değişikliklere odaklanmak gerekiyor.”

ÇOCUKLAR EZBERCİLİKTEN KURTARILMALI

Final Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü Celil Vardar: “PISA sınavı, öğrencinin okuldan ne öğrendiğini değil, okulda öğrendiklerini hayatta ne kadar uygulayabildiğini ölçen bir sınav. Uzun yıllardan bu yana tartıştığımız bir şey var. Bu da okul başarısı ile hayat başarısı arasında bir uyum yok. Dolayısıyla çocuk okulda başarılı olsa bile hayatta başarılı olamıyor. Mesele de bu çocukları bu ezbercilikten kurtarmak. Örneğin İngilizce’yi ilk, orta ve lisede okuyan çocuklar liseyi bitirince bir turist ile konuşamıyor. Matematik de farklı değil. Bu açıdan kuşakları da etkileyecek bir şekilde bu durumu ciddi bir şekilde değerlendirip gözden geçirmeliyiz.”

Karar, 9 Aralık 2016.

#PISA #Ortaöğretim #OECD #MEB #TIMSS #OrtaöğretimeGeçiş #eğitimpolitikaları

Updated: Mar 15, 2020



OECD’nin açıkladığı eğitimde ülkelerin düzeyini gösteren PISA raporunda, Türkiye tüm alanlarda gözle görülür düşüş yaşadı, öğrencilerin uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerini ölçen en önemli göstergelerden biri olan PISA’mn 2015 sınavında Türkiye, 12 yıl önce aldığı puanların da altına düştü. 70 ülke içinde fende 52’nci olan Türkiye, mate-matikte 49’uncu, okumada 50’nci sırada yer aldı. OECD, Türkiye’deki okul yöneticilerine “öğrenmeyi engelleyen öğretmen davranışları nedir?” sorusunu yöneltti. Yöneticiler, başarısızlığın sorumlusu olarak öğretmenleri gösterdi.

OKULU ASMADA OECD’NİN ÜSTÜNDE

OECD ülkelerindeki okul yöneticilerinin yüzde 30’u, başarısızlığın nedeni olarak “öğretmenlerin değişime diren-mesini” gösterdi. Türkiye’deki okul yöneticilerinin yüzde 35’i ise bu soruya “öğretmenlerin, her öğrencinin ihtiyaçlarım ayrı ayrı karşılayamaması” yanıtını verdi. Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 20’si öğretmenlerin değişime direnmesinin, yüzde 17’si öğretmenlerin derse iyi hazırlanmamasının, yüzde 7’si öğretmenlerin devamsızlık yap-masının, yüzde 2’si ise öğret-menlerin öğrencilere çok katı davranmasının öğrenmeyi etki-lediğini kaydetti. Araştırmanın yapıldığı tarih itibarıyla son 2 haftada en az 3 defa derse geç kaldığım, dersi kırdığım ya da okulu astığım söyleyen öğrenci oranları da paylaşıldı. Türkiye’de okulu astığım ve dersi kırdığım söyleyen öğrenci oranları, OECD ortalamasından yüksek. OECD öğrencilerinin yüzde 5’i, Türkiye’deki öğrenci-lerin yüzde 17.2’si okulu asıyor. Dersi kırma konusunda OECD ortalaması yüzde 6.6, Türkiye’de bu oran yüzde 15. Derse geç kalma oranlarına bakıldığında OECD ortalaması yüzde 15.4, Türkiye’deki öğrencilerde bu oran yüzde 16.6.

ÖĞRETMENLER DE EĞİTİME KATILMIYOR

İngilizce konuşan ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Avustralya, Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda ile Singapur’da, öğretmenlerin 4’te 3’ü son 3 ayda en az 1 defa herhangi bir mesleki gelişim programına katıldığını belirtiyor. OECD ülkelerinde her 2 öğretmenden en az l’i katılım gösteriyor. Türkiye, Norveç, Gürcistan ve Makedonya’da, öğretmenlerin 4’te 1’inden daha azı son 3 ayda bir mesleki gelişim programına katılıyor. Türkiye PISA 2012 raporuna göre, her 3 alanda da puan kaybetti. Okuma becerilerinde 48, fen okuryazarlığında 38, matematik okuryazarlığında ise 28 puan kaybedildi. Türkiye, fen okuryazarlığında 425 puanla Estonya, Moldova, Malta ve Romanya gibi ülkelerin altında yer aldı. Okuma becerileri alanında Türkiye 428 puanla, Vietnam, Letonya ve Lüksemburg gibi ülkelerin altında bulunuyor. Türkiye, matematik okuryazarlığında ise 420 puanla Makao (Çin), Macaristan ve Bulgaristan’ın altında yer buldu.

TEOG gibi sınavlar hata

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Bekir Gür geçen hafta 4 ve 8. sınıf öğrencilerinin başarısını ölçen TIMSS sonuçlarının açıklandığını, Türkiye’nin puanlarını artırdığını söyledi. Araştırmalara bakarsak, Temel eğitimde iyi gibiyiz diyen Gür, PISA’da çıkan sonuca ilişkin şu değerlendirmede bulundu. Türkiye’nin bütün öğrencilerinin seçilerek eğitim aldığı TEOG gibi sınavlar hata. Öğrencileri seçiyoruz ve onları etiketliyoruz. Singapur, Güney Kore ve Finlandiya gibi ülkeler son 20 yılda eğitime çok iyi yatırımlar yaptı. Ülkenin başına gelenin politika değiştirdiği gibi bir durum yok. Öğretmen kalitesi anlamında da çok iyi durumdalar.

HaberTürk, 8 Aralık 2016.

#PISA #Ortaöğretim #OECD #MEB #TIMSS #OrtaöğretimeGeçiş #TEOG #eğitimpolitikaları